www.uyuyanquzel.com dolunayla sevişmek isteyen hatunun mekanı..

15/11/2007 - Polen'e...

Kategori: Portrelerim__

Kirpiklerimizi aşıp geçen her damla aynı renkteydi, belki de sadece bu yüzden sevdim seni…

 

 

 

Kelimelerimi tanıdın önce, ardından beni. Seni tanıdım önce, sonra gördüm kelimelerin sana yetmediğini. Ben kadar kayıptın, ben kadar yanlış yapmıştı hayat sana, ben kadar karanlık sunmuşlardı bu yaşında. Geç doğmuştun sen biraz, ben biraz erken yaşlanmıştım. Geçmişimi gördüm sende. Geleceğini anlatmak istedim sana sadece. Yanlış zamanlara, yanlış mekânlara çakılmıştı kaderimizin her harfi. Yanlış insanları sevmiştik hep, yanlışların peşindeydik belki. Doğruya ulaşmanı değil, doğrunun ulaşılmaz olduğunu anlamanı istedim en çok. O yüzden bir kez kurdum her cümleyi sana, ikincisi gelmedi. Çünkü önünü görmek isteyen insanlar, hayatlarında tekrarlara yer vermemeli. Ait olmadığımız bedenlerde, her gece gizli gizli yamaladığımız ruhlarımızla sadece nefes alıp vermeye çalışıyoruz ya hep, elbet bir gün bitecek diye, o gün geldiğinde yanında olmak istiyorum en çok, daha beyaz bir sayfayı beraber açalım diye. Çünkü inanıyorum sana Polen. İnanıyorum senin içinde itiraz eden o asi kıza. İnanıyorum senin içinde her şeyi kabullenen o ufacık çocuğa. Çünkü inanıyorum gelecekte kendi gökyüzünün güneşi olabilen bir kadına dönüşeceğine. Çünkü inanıyorum ben Polen, senin kurmadığın, ama benim duyabildiğim her cümlene…

 

Bir gün gelecek, sadece kumların üzerine uzanıp gökyüzünü izleyen iki genç kızın tablosunu çizecek her ressam, biz modelleri olacağız. Bir gün gelecek, geceleri birer yudum şaraba razı olup, seninle yan yana yıldızları sayacağız. Bir gün sen bana denizi anlatacaksın. Ben sana toprağı. Bir gün susacağız sadece, kimse duyamayacak saçlarımızın anlattıklarını. İşte bu yüzden dayanmak gerekiyor Polen. İşte bu yüzden, sırf bu yüzden savaşmak… İşte bu yüzden seviyorum seni Polen. Biliyorum, kolay değil anlamak…

 

Yalanları görebilmek acıdır. Maskelerin ardında nelerin durduğunu bilmek… Zordur her şeyi sezerek yaşamak, zordur olup biten her şeyi görmek. Biliyorum neden nüfus cüzdanında yazan yaşta olmadığını. Biliyorum nasıl hayata bu kadar sabırla katlandığını. Biraz turuncu katmak istiyorum sadece hayatına bir gece sen uyurken, biraz bahar sürmek istiyorum zamanın sana getireceklerine. Çünkü onlar anlamaz. Çünkü onlar göremez senin içine akıttığın yaşları. Oysa ben biliyorum, bir şiir uzatsam sana, diner acın, içini çekersin önce, sonra gülümsersin yine. Güçlüsün sen çünkü Polen. Farkındalığının farkındasın. Kendi kendinin aynası olabilen nadir insanlardansın. Ve işte bu yüzden hayatımdasın. İşte bu yüzden ben biraz çilek tadı istiyorum geleceğimize, biraz meltem, tenimizi mutlu etsin diye. İşte bu yüzden, sessizliğini tanıyorum. İşte bu yüzden gözlerin kapalıyken bile acımı görebildiğini biliyorum. İşte bu yüzden bekliyorum seninle deniz kenarında bir martıya dönüşene kadar içeceğimiz günü. İşte bu yüzden şiirlerle süslüyorum bir gün içinde kanat çırpacağımız göğü.

 

 

İşte bu yüzden Polen, nerede olursan ol, ben duyabiliyorum

içindeki sessiz çığlıkları.

 

İşte bu yüzden Polen, ne olursa olsun, ben biliyorum

bir gün bembeyaz olacağımızı…

 

 

Bu yüzden Polen, bir gün şiir kazanacak, aşk kazanacak, özgürlük ve barış kazanacak, inan.

 

İşte bu yüzden, karanlığa inat dayan Polen, ihtiyacımız olan tek şey biraz zaman...

 

Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/4/2007 - Destina'ya..

Kategori: Portrelerim__

"Maça Kızı'm söylesene, biz ne yaptık böyle kendimize?!.."

 

Ah Destina.. Hala soru işaretlerinin ardında mutluluklar bulabileceğini sanacak kadar safsın. Senin hikayende bile başkaları değil sen kurbansın. "Bize ne yaptılar böyle?!" diye isyan etmek yerine, "Biz ne yaptık böyle kendimize?!" diyebiliyorsun. Sen, aşkın insanın kendisine yapabileceği en büyük kötülük olduğunu biliyorsun. Ah Destina, bilsen aşkı ne güzel taşıyorsun!

 

Yıllardır tanıyorum sanki seni. Ruhumun baktığı en temiz aynasın. Ben kadar kırgın, ben kadar çıplak.. Ben kadar yorgun, ben kadar korkak.. Kendimi sesinde bulduğum, gözlerinde gördüğüm kadınsın.. Ben kadar aşık, ben kadar anaç. Ben kadar yalnız, ben kadar muhtaç.. Aynı kumaştan dikilmiş sanki tenimiz.. Ben sen kadar yetim, sen ben kadar kimsesiz..

 

Aşkın acısında isyan faydasız, biliyoruz. Bir falcı kadının dudaklarından dökülen 'ölüm kederi' tamlaması mühür oluyor öksüz dudaklarımıza. Nasıl ki ölenin ardından isyan faydasızsa, biz de öyle imkansız bir aşk acısında çırpınıyoruz. Ve mühürlü dudaklarımız kıpırdamazken, bir falcı kadının heceleri anlatıyor kalbimizi kaplayan sisi; 'ölüm kederi'.. Susuyoruz ama, kulaklarımız ağrıyor birbirimizin sessizliğinden. Hiç bir çığlık bastıramaz bu sessizliği.

 

İnadına sarıyken saçların, benimkiler inadına siyah. İnadına kızıl özleminde ruhumuz, inadına kırmızı. Çünkü hep olmayanı özledi Maça Kızı. Hep olmayanı yansıttı ruhumun aynası. Ve Destina, bir gün özlenecek hiçbir şey kalmayacak,söz veriyorum! Sana söz veriyorum Destina,bir gün herşey çok güzel kokacak, biliyorum!

 

Şimdilerde bütün yağmurlar gözlerimizi bulut biliyor.Şimdilerde bedenimiz bir değil, iki kalp taşıyor. Farklı coğrafyalarda iki kadın, farklı evlerin farklı odalarında, kendi yataklarında her gece aynı rüyayı görüyorlarsa, ortada bir büyü olduğu şüphesizdir. Şimdilerde şüphe bizim beyinlerimizde yaşıyor. Şimdilerde gözyaşları zamanla yarışıyor. Şimdilerde Destina, aşk en çok bize yakışıyor..

 

Aşk kadar, gök kadar, kırılmış bir kalp kadar seviyorum seni. Bir ayağının altında ölümün çizgisi, diğer ayağın gökte, bulutların bekçisi.. Ve sen, bir fahişeye uykusunda verilmiş bir ismi böylesine sahiplendiğin için, yıldızlar kadar seviyorum seni.!

 

Sen öyle umarsız, uyusan da bir köşede

İşte bu yüzden, sırf bu yüzden

Yaşamdan çok ölüme yakın olduğun için

Seni bu denli yıktıkları için Destina

Yaşamımın gizini vereceğim sana...

 

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/3/2007 - Çiğdem'e..

Kategori: Portrelerim__

 

Umudun tükendiği anlarda ufacık parmaklarıyla gözyaşlarımı silen kıza...

 

Biz seninle yalan bulamacından çıkma bir dostluk yaşamadık. Biz seninle birbirimizi makyaj yapmış duygularla kandırmadık. Biz seninle aynı oyunda, aynı değere sahip iki karttık. Hayatlarımız üst üste geldiğinde pişti olurdu hep. Şaşırırdık.. Hayat bir çilingir sofrasıysa, biz meze olmayı reddedip, şişenin dibine vuranlardık. Hayat bir kumar masasıysa, biz hem aşkta hem kumarda kaybetmeyi reddedip, zaferleri ardı ardına sıralayanlardık. Biz seninle insanları kandırmak için kelime oyunları yapanlardan değil, kelimeleri kandırmak için insanlardan uzak, kendi oyununu kurgulayanlardandık. Biz seninle yanlış zamanda doğmuş iki tanrıçaydık Çiğdem, iki sokak kedisi, iki sarhoş, iki mezarlık bekçisiydik. Biz yenilmeyi reddedip, yıldızları omuzları yerine kalplerine çivileyenlerdik… Biz seninle bir “şey”dik Çiğdem, kokusu tanıdık, rengi aşina. Gözlerimize yaşlar takıp uyuduğumuz gecelerde, o kırmızı rüyalarda birbirimizin kirpiklerindeki yıldızları toplardık. Kanlarımız kendi damarlarımızda dolaştığı halde, aynı rüya için çarpan iki kalbin, göz alıcı kırmızısıydık.Ütopyalarımız, hayallerimiz, kabuslarımız bir olurdu, karışırdı aynı palette.. Kanatlarımızı o renge boyar, uçardık olmayan bir gökyüzünde.. Olmayana kanardık biz Çiğdem var olanı kandırdığımız gecelerde.  Biz dudaklarımızla gülmezdik, iliklerimizde yaşardık kahkahayı, göğsümüzde gülümserdik, ufak, yamalı kalplerimizde.. Uçurumun kıyısındayken hızla çarpardı yüreklerimiz, düşmekten korktuğumuz için değil, maviyi tatmanın heyecanını duyduğumuz için.. Aynı fay hattının geçtiği yerden yürürken farklı noktalardan kırılırdık.. Heyecanla koşardık birbirimize, biz en çok birbirimizi kandırırdık. Biz bilirdik beyaz yalanlardan başka dostumuz olmadığını. Biz en çok birbirimize inanırdık. Çikolata kokan bir gökyüzünde inadına vanilya tadıydık. Rakıya hasret gecelerde inadına şarap arardık. Biz yeminli dileklerin peşine takılırdık en çok, kendi müritlerince katledilen iki kurbandık.. Kanımıza tek bir yıldız yansırdı, o yıldızın kuyruğuna takılıp kaçardık. Biz en çok kaçışları severdik Çiğdem, hiçbir mekana ait olamayanlardandık..  Yanan sigaralarımızın ucundaki ateşten daha sıcaktık,kimse bilmezdi.. Tüten dumana karışırdı hayallerimiz, kimse görmezdi.. Biz hayatın tecavüz ettiği bir zamandan doğan, gayrimeşru çocuklardık. Yalnız kaldığımızda korkmazdık biz, korkularımızı beyaz zarflara koyup dalgasız bir denize fırlatmıştık. Tadını çıkartırdık görünmez oluşumuzun, o yalan insanların bedenlerine girer, nefeslerinde çıkardık.. Biz cümlelerimizin üstünü çizmek yerine, üstü çizili hayatları cümlelere sığdırırdık.. Kalbimin kırıklarına pansuman yapan hatun,seninle bir hayali paylaşmanın nasıl bir şey olduğunu bilsem bile,seninle bir hayat kaç yıldıza mal olur bilmiyorum...Ama sahip olduğum tüm yıldızları seriyorum ayaklarının altına,ve sunuyorum sana tüm kutsal ruhların göz yaşlarını.. Çünkü bayan kıvırcık biz aynı gözden akan iki damla yaştık.. Çünkü bayan kıvırcık biz seninle hep yapılmayanı yaptık.

 

Çünkü bayan kıvırcık, biz en çok kendimize taptık..

 

Tüm yıldızlı gecelerde, nefesim savuracak saçlarını..

 

Çünkü bilirsin, biz en çok saçlarımızın ardına gizlediğimiz, yüzlerimizden utandık..

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Maça Kızı; maça papazının torunu, maça bacağın kardeşi, sinek kızın kapı komşusu, kupa bacağın uzatmalı sevgilisi, karo papazın fantazisi.

Kategoriler

Arkadaşlarım

morokuz
pitys
ysuf3000
anvil
kaybolusculuk
thelosthighway
devilish
eskiten
... melekçik...
loveanddesire
Blogcu Yardım
qronikcaplonbaa
ruhsalspazm