29/11/2007 - Gamaliel'in dönüşü.
Bir elimde kalem, önümde Batı Sanatı ders notları, beynime yeni bir ÅŸeyler doldurmaya çalışıyorum. Elim tabakama uzanıyor. Bir dal sigara. Çakmak… Bulamıyorum. Gözümü notlardan ayırmadan elimle etrafı yokluyorum önce, sonra kafamı notlardan kaldırıyorum çakmağı aramak için. O an sigaram yanıyor. O an sigaramı yakıyor kızıl saçlı bir peri.
“Gamaliel!”
“Çok sigara içiyorsun, çok.”
“Tanrım! Nerelerdeydin? Aylardır seni bekliyorum! Bir açıklaman vardır umarım!”
Kanatlarını savurup, masanın üzerine yerleşti.
“Hala gereksizce karşındakileri suçlama huyundan vazgeçmedin, deÄŸil mi? Ah… Nerede olduÄŸumu merak mı ediyorsun? Buradaydım hep. Uyurken yastığının bir ucunda, okulda bir arkandaki sırada, sokakta gölgenin kolundaydım. YaÅŸadığın her ÅŸeye omuzlarının üzerinden baktım, tanığıydım tüm o olaÄŸanüstü hikâyelerin. Peki, neden görmedin beni? Ben senin gözlerinle bakmaya çalışırken hayata, neden sen benim gözümden bakmayı denemedin geçen bu zamanda?”
“Åžaka yapıyor olmalısın. Aylardır yazdığım hiçbir ÅŸeyin sonunda gülümseyerek kapatamıyorum defteri. İçime sinen bir satır bile akmıyor kalemimden. İlham perim saklambaç oynuyor benimle, sonra da karşıma çıkıp onu neden göremediÄŸimi soruyor, öyle mi?”
“Anlamıyorsun deÄŸil mi? TembelliÄŸin son noktasındasın. Güzel yemek yapıyorsun. Ama alışveriÅŸ zor geliyor. Önce senin için malzemeleri tezgâha dizmek zorunda birileri, sonra sergilemelisin yeteneÄŸini. Öyle mi? Fazla alıştırmışım sanırım seni. Düşün, bu geçen zamanda neler yaÅŸadın? Kaç kitap çıkardı her bir hikâyenden? Düşün, bu geçen zamanda neler yaptın? Yatakta, bilgisayarın başında, sokaklarda, cafelerde geçirdiÄŸin zamanın kaçta kaçını yaÅŸadıklarını, gördüklerini yoÄŸurup yazmaya ayırdın? Ben hep vardım, sadece bu defa sana malzeme sunmadım. Sadece bu süreç içinde sen çabala istedim biraz. Bir an olsun düşün istedim. Peki ya sen? Kahkaha atmaktan mutluluÄŸunu kelimeye dökmeye fırsat(!) bulamadın. Acın sabahlara kadar aÄŸlayıp sinir krizleri geçirebileceÄŸin kadar ÅŸiddetliydi, ama kâğıda dökemeyeceÄŸin kadar basitti, öyle mi? Önce aynaya bak. Önce aynana bak ve sonra saldır bana. İşine geleceÄŸini sanmıyorum ama…”
Sinirlerim bozuluyor. Bir sigara daha yakıyorum. Dizim titriyor. Hazırlanmış da gelmiş, belli. Saldıracak bir nokta bulamıyorum. Hiç olmadığı kadar haklı ve bu sinirlerimi bozuyor.
“Çok ukalasın!”
Saçmalıyorum. “Ama önce sen baÅŸlattın!” diye saçma bir cümleyle sonlanan kavgalar gibi. Ne diyebilirim? Haklı. Fazlasıyla.
Masanın üzerinde dolaşmaya başlıyor.
“Haksız olmaktan nefret ediyorsun. Son sözü söyleyememekten nefret ediyorsun. Zekisin. Söylediklerimin doÄŸruluÄŸunu fark edebiliyorsun. Ama verecek cevap bulamamak sinirlerini bozuyor. Senin saÄŸ omzun benim evim. Pasaportum yok. GidebileceÄŸim baÅŸka bir omuz da. Usta terzi senin için seçip dikmiÅŸ beni üzerine. BaÅŸka birinde pot dururum. BaÅŸka bir beynin kıvrımlarında dolaÅŸamam. Anneni, babanı seçemediÄŸin gibi ilham perini de seçemezsin. Ve adım gibi biliyorum, seçme ÅŸansın olsa yine beni seçerdin.”
“Narsist ÅŸey. Evet haklısın. Duymak hoÅŸuna gidiyor, farkındayım. Ama maalesef haklısın. OturduÄŸum yerden kalkmaya üşendiÄŸim için aylardır açım. Git gide zayıfladım. Ama inatla kalkmadım yerimden. Ve suçu mutfağı evin diÄŸer köşesine yaptığı için mimarı suçluyorum oturduÄŸum yerden. Ama yine de, bu konuyu uzatmanın hiçbir faydası yok. Farkındayım. Farkındasın. UkalalaÅŸmanın da sana bir getirisi olmayacak bu noktada, biliyorsundur umarım.”
“Evet, Bayan Harika. Maça Kızı, uyuyanquzel, Bilgesu, falan filan. Son sözü söylediniz yine. Yine filmin son karesi sizsiniz. Pekâlâ. Uzatmıyorum. Ama bu, yeniden salmana sebep olmasın. Hedeflerine basit heveslermiÅŸ gibi davranmadığın sürece, ulaÅŸmaya çalıştığın noktaya çok yakınsın.”
Odanın tavanına doğru yükseliyor. Belli etmesem de çok özlediğim simler, yaldızlar yağmaya başlıyor kanatlarından saçılarak etrafa. Kızıl saçları dalgalanıyor kendi rüzgârında. Olgun bir kadın gibi gülümsüyor ve kayboluyor, bir illüzyon gibi...
Bilinçsizce boşluğa konuşurken buluyorum kendimi.
“Evet güzel peri. En az kendim kadar özlemiÅŸtim seni.
Evet Maça Kızı. Åžimdi ışıldayan hikayeler yazma vakti…”
|