28/12/2006 - İlham perisi, ve Maça Kızının teslim oluşu..
Mutfakta oturmuş kahvemi içiyordum. Küçük İskender- Eflatun Sufleler. Bilmem kaçıncı tekrar..Elimi sigara paketine attığımda boş olduğunu farkettim.
Odamda bir yerlerde mutlaka bir iki dal vardır. Aramaya başladım. Komodinin çekmecesini yavaş açmaya çalıştığım halde üzerinden bir iki ruj ve bitmiş bir rimel yere yuvarlandı. Çekmecenin içinde ağustos ayından kalma bir puro kokusu. Ümitsizce çekmeceyi kapatıp ayağa kalktım ki, aynadaki yansımamın yalnız
olmadığını farkettim. Hızla arkama döndüm.
"Senin aynada gözükmeyeceğini sanırdım."
"O vampirelere özgü bir şey."
"Ne zaman geldin?"
"Az önce. Sigara arıyorsun değil mi?"
"Evet. Ama bulabilceğimi sanmıyorum."
Hiç bir şey söylemeden mutfağa doğru uçtu. Arkasından gittim. Masanın üzerindeki dolu bir paketin yanına oturdu.
"A ! Nerden çıktı bu paket?!"
"Ben getirdim."
"Onu taşımak senin için zor olmadı mı:)"
"Bak! Bir şeyleri anlaman gerekmiyor mu artık?! Benimle dalga geçmeyi kes!"
"Tamam..Tamam.."
Kitabımın başına oturdum yine. Kahve biraz soğumuştu ama içilirdi yine de. İki eliyle tutarak bir dal sigara çıkartıp uzattı. Yaktım. İlk nefesi çekip kaldığım satırı bulmaya çalışırken "Şey.." dedi. "İstemiyorsun beni. Değil mi?"
Kitabı bıraktım. Yine ne şeytanlık geçiyordu aklından. Bana demediğini bırakmayan bir ilham perisi şimdi ıslak köpek yavrusu bakışlarıyla onu isteyip istemediğimi soruyor.
"Sen olsan ukala bir yaratığın kalemini yönetmesine izin verir miydin?"
"Ukala değilim!"
"Haha! Ukalasın tabii ki! İlk geldiğin gün, pardon ilk göründüğün gün kendini patron sanıyordun. Sana muhtaç olduğumu söyleyen sen değil miydin? İkinci ziyaretinde söylediklerine lafım yok, ama ben banyodayken pat diye gelmek de neyin nesi?
Şimdi de alt dudağını sarkıtıp masum peri triplerine giriyorsun.
Söylesene bunun neresi inandırıcı!?!"
"Bak tutarsızlık sadece bende mi? İlk geldiğimde beni şımarıklıkla suçladın. "Bok lafını duyduğunda bile utanırsın sen be!" demiştin bana, ikinci ziyaretimde ise banyona girdiğim için utanmazlıkla suçladın beni. Şimdi uzlaşmaya çalışıyorum. Ve bingo!
Yine suçlu benim!"
Sigarayı söndürdüm. Fincanı kapattım. Çabuk soğuması için üzerine yüzüğümü koydum.
"Demek anlayışsız olan benim, ve sen uzlaşmak istiyorsun.. Pekala.."
"Senden çok şey istemiyorum aslında.."dedi siyah eteğinin ucuyla oynayarak.. Söylediklerim dokunmuş olmalı ki ilk karşılaşmamızdaki pembe pullu elbiselerinden eser yoktu..
"Sen kağıda o kelimeleri dökmedikçe benim bir anlamım yok biliyorsun.. Ama ben olmazsam senin kelimelerin de bu denli parlamaz.. Bunu inkar etme artık! İddia ettiğin gibi şımarık bir peri değilim, ama en azından ben geldiğimde düşmanmışız
gibi davranma. Ve unutma, ismim olmasa da, en büyük
hedefine dopru uzanan yolda yol arkadaşın benim!Asla unutma!!"
Yüzüne baktım.. Ciddi görünüyordu. Yüz kaslarıma hakim olarak hiç bir ifadeye bürünmeden sadece baktım..
"Bilgesu!"
Adımla seslenilmesini sevmediğimi bilmesi gerekir. İnsanlar sadece ukala olmaya çalıştıklarında, trip yaptıklarında ya da terk edişlerde ismimle hitap eder gibi gelir bana..
" 'Uyuyan Güzel' en büyülü masken, en feminen, şımarık ve hayalperest. Biliyorum. Çocuk yanın mı o? Gelecek hayallerin mi? 'Bilgesu' şu an konuştuğum insan. Gün boyu kahkahalar atıp, süslenip oradan buraya koşturan hatun. Her şeyi yaşayan o, içinde yoğuran. Ama ya 'Maça Kızı' ? Bu yazıların altındaki imzan değil mi? Kelimelerle sevişmeyi hiç bir erkeğe değişmeyecek olan? Maça Kızı sadece sen misin peki Bilgesu? Onda benim payım yok mu? Ben seni ziyaret etmesem, Maça Kızı unutulmaz mı, unutulur mu?"
Fincanı açtım. Dileğimin kabul olma ihtimali ve telvenin çizdiği şekiller. On dakikaya yakın hiç bir konuşma olmadan falımla ilgilendim. Bir sigara yakıp tabak falımı da bitirdikten sonra "Yarın." dedim."Yarın gece.."
"Yarın gece , NE?!"
"İsmini giydirelim sana,hayatımın büyük bir parçası isimsiz kalmamalı."
Güldü. Öok gerçek güldü. Çillerini farkettim. Ve ne kadar güzel olduğunu.
Kanatları kıpırdadı, havalandı.
"Biliyordum! Yarın isim ayini var demek! Harika! Peki adım ne olacak? Güzel bir isim olmalı! Havalı! Ama dur, söyleme, yarın gece öğrenirim! Tanrım bu çok iyi! Şimdi gitmeliyim, bir kaç işim var. Sigara için teşekür etmene gerek yok, birşey değil! Neyse ben de seni seviyorum, görüşürüz yarın gece!"
Hızlı hızlı sıraladığı cümleler kadar hızlıydı yok olması. Ortadan kayboldu. Boşluğunda bir kaç sim havalandı.
Tanrım..
Yarın geceye kadar yalnızlığımın tadını çıkarmalıyım sanırım!
Ve tüm şımarıklığına rağmen aynam olan bir periye,
kırmızıya boyanmış bir gece hazırlamalıyım....
|